Orman Cevheri
Bir ışık, bin yıl boyunca doğanın kalbinde saklı kaldı.
Uzak bir diyarda, insanların ayak basmadığı derin bir ormanda, asırlık ağaçların köklerine sarılmış bir kaya vardı. Bu kaya, sadece geceleri parlar, yıldızlar söndüğünde kendi içinden bir ışık saçar, rüzgâr durduğunda fısıldardı. İçinde sakladığı şey bir madenden fazlasıydı — doğanın hafızasıydı bu: yağmurun melodisi, toprağın sırrı, rüzgârın dansı.
Bir gün, bu ormanda tek başına gezen genç bir kadın, kayaya yaklaştı. Elini uzattığında parmak uçlarından kalbine kadar yayılan bir sıcaklık hissetti. O an, kayanın içinden bir parça koptu; parıltılı, altın kahve tonlarında, kristal görünümlü bir taş — ne bir maden ne de bir taş gibiydi, sanki yaşayan bir şeydi.
Kadın bu parçayı aldı, onu zarif bir zürafa formunda şekillendirdi. Çünkü zürafa, sessizliğin zarafetini, yükseklerden bakan bilge bakışı ve köklere sadakati simgeliyordu. İşte o gün, “Orman Cevheri” doğdu.
Bu broş, yalnızca bir aksesuar değil; doğayla bağlantısını hiç koparmamış, zarafetiyle güçlü olanların bir simgesidir. Onu taşıyan kişi, ormanın kadim bilgeliğini, içsel gücünü ve sakin parıltısını yanında taşır.