Ejderha Kuşu
Uzak zamanlarda, sislerle örtülü, su ve ormanın birbirine karıştığı bir diyarda Ejderha Kuşu yaşarmış. Ne bir kuş kadar narinmiş ne de ejderhalar gibi korkutucu; o, doğanın tüm dengelerini içinde taşıyan efsanevi bir varlıkmış. Kanatları gün doğumunu kıskandıracak kadar renkli, uçuşu ise rüzgarın kendisine ilham verecek kadar hafifmiş.
Onu görenler, hayatlarında sadece bir kez karşılaştıkları bu mucizeyi tarif edemezmiş. Çünkü Ejderha Kuşu görünmek için bir sebep ararmış: bir dilek, temiz bir kalp, bir niyet… Eğer bir çocuk annesine sımsıkı sarılırken hayal kurarsa, eğer bir kadın içinden gelen sese güvenerek yeni bir yola çıkarsa, işte o an Ejderha Kuşu belirmiş.
Bir gün, minik bir kız çocuğu, çimenlerin üstünde annesinin kucağında bir kitap dinlerken dilekte bulunmuş: “Keşke bu an hiç bitmese.” İşte o an, Ejderha Kuşu bir broşa dönüşüp annenin kalbinin tam üstüne konmuş. Ne eksik ne fazla… Tam 3.5 x 4.5 santimlik bir mucize.
Ve o günden sonra, bu broşu taşıyan her kadın, Ejderha Kuşu’nun kanatlarında taşınırmış: cesaretle, zarafetle ve görünmeyeni hissedebilme gücüyle…
Bu sadece bir takı değil.
Bu, içindeki sihrin dışa yansıması.
Ejderha Kuşu
Uçuşun kadar hafif, kalbin kadar güçlü.