Karpuz Neşesi
Yaz güneşi bahçeye usulca düşerken, küçük Elif mor elbisesini giyip annesinin yanına koştu. Mahalledeki herkesin tanıdığı bu neşeli kız çocuğu, yazın en çok karpuz yemeyi severdi. Ama onun için karpuz sadece bir meyve değil, aynı zamanda bir mutluluk anısıydı.
Her yaz akşamı, büyük ceviz ağacının altına minik bir sandalye konur, Elif o sandalyeye oturur, annesi de ona incecik dilimlenmiş buz gibi karpuzlar getirirdi. Elif ilk ısırığını aldığında gülümsemesi tüm mahalleye yayılırdı sanki. O gülüşte çocukluğun masumiyeti, yazın ferahlığı ve sevginin en saf hali vardı.
Bir gün annesi, Elif’in en sevdiği anıyı ölümsüzleştirmek istedi ve ona özel bir broş yaptırdı. Broşta, saçlarını iki yandan toplamış küçük bir kız mor elbisesiyle sandalyesine oturmuş, elinde kocaman bir karpuz dilimi tutuyordu. Elif o broşu gördüğünde gözleri doldu ama yüzünden gülümseme hiç eksik olmadı.
“Bu ne broşu?” diye soranlara, Elif artık büyümüş haliyle hep aynı cevabı veriyordu:
— Bu, benim Karpuz Neşem. Çocukluğumun en tatlı anısı…
Ve broş her takıldığında, yazın sıcaklığı ve bir dilim karpuzla gelen saf mutluluk yeniden canlanıyordu. 🍉💜